Dijifabrik logosu.

Gelişen İletişim Teknolojisinde Sosyal Medya

Sosyal medya.

21. yüzyılın gelişen yeni enformasyon teknolojilerinin, bir getirisi olan yeni iletişim ortamları alışık olmadığımız kavram ve davranış pratiklerini beraberinde getirdi. Bu gelişim, gündelik yaşam dinamiklerini dönüştürmeye neden oldu. Bu ortamlardan biri olan sosyal medya, bu dönüşümün hareket bulduğu belki de en önemli yer. Web 2.0 teknolojisinin etkileşime olanak sağlayan zemininin bir getirisi olan sosyal medya, kamusal alanın yeniden tanımlandığı bir yer haline geldi.

İnsanlar ve Sosyal Medya

Enformasyon toplumunun yeni kamusal alanını oluşturan bu ağın en büyük parçası olan sosyal medyanın, kendi kuralları olan devasa bir kamusal alana dönüşümü ilgi çekici bir noktadır. Zira 2019 Hootsuite verileri bunu doğrular niteliktedir bu verilere göre dünyada toplam internet kullanıcı sayısı 4.47 milyar kişiye ulaştı bununla birlikte 3.72 milyar sosyal medya kullanıcısı var. Sosyal medya platformları arasında 2.41 milyar kullanıcı sayısıyla Facebook birinci sırada 2 milyar kişiyle Youtube ikinci sırada 1.6 milyarla WhatsApp üçüncü sırada geliyor. Instagram kullanıcı sayısı 1 milyar Twitter ise 330 milyon kişiye ulaşmış durumda.

Oto-propoganda ve Sosyal Medya

Sosyal medyanın oluştuğu tüm bu unsurlar kendi içerisinde ortak bir kültüre de sahip. Örneğin Facebook’da kullanıcılar; yaşlarını, doğum tarihlerini, gittikleri okulları, çalıştıkları işleri, fotoğraflarını ve hatta o an nerede oldukları hakkındaki konumlarını gibi son derece kişisel olan bilgileri paylaşıyorlar. Yani sosyal medya bir nevi kullanıcıların kendilerini yeniden kimliklendirdikleri bir ortamı oluşturuyor. Bununla birlikte ilgi alanları doğrultusunda beğeniler, takip edilen sayfalar ve kişiler ile bir etkileşim ağı yaratılıyor. Bu etkileşim ağı aslında kişinin duymak, görmek istediklerinin dışında bir şey göstermeyecek olan bir filtre balonudur. Ve böylelikle kullanıcı, sürekli aynı sesleri duyduğu bir yankı odası oluşturuyor. Pariser’in deyimiyle bir tür “oto-propaganda” durumu yaratılıyor. Kullanıcılar kişisel bilgilerini kendi istekleriyle paylaşmalarının yanı sıra kendilerine suni bir ortam yaratıyorlar. Etkileşim çok olsa dahi sağlıklı bir iletişimin oluşmasını önleyen bir durum bu çünkü çarpık bir bakış açısına sebep olabilir.

Bu devasa enformasyon havuzunun bir diğer sonucu olan başka bir kavramımız ise big datadır. Fotoğraflar, metinler, videolar, bloglar, web günlükleri, sosyal medya etkileşimleri aklınıza gelebilecek her verinin işlenebilir bir hal almış biçimine big data denir. Andres Weigend’in “Veri, yeni petroldür.” sözüyle ifade ettiği gibi veri yaşadığımız dönemin en önemli kavramlarından biri haline gelmiştir.

BIG DATA  ve Sosyal Medya

Veri önce üretilir, saklanır sonrasında da analiz edilerek fayda için kullanılır. 3,72 milyar devasa kullanıcı sayısıyla sosyal medyanın, bir anlamda big data’nın ana kaynağı olduğunu söyleyebiliriz. Devasa bir kullanıcı davranış ve profil verilerini barındıran bu ortam 21. yüzyıl ekonomisinin üzerinde kurulduğu temeli oluşturuyor. “Eğer teknoloji ürünlerini ücretsiz kullanıyorsanız, ürün sizsiniz.” Mark Suster’e ait olan bu sözler sosyal medya ekonomisinin açık bir ifadesidir. Kullanıcılarına ücretsiz hizmet sunan sosyal medya mecraları kullanıcı verilerini satarak kendi gelirlerini elde ederler.

Geçtiğimiz yıl Cambridge Analytica skandalında gördüğümüz gibi, büyük veriye sahip olanların seçim sonuçlarını dahi etkileyebilecek bir güce sahip oluyor olmaları sosyal medyanın günümüzdeki konumunun önemini ortaya koyuyor.

One Response

  1. Sosyal medya çok hızlı gelişti. Şimdi bir de metaverse diye bir evren geliyor. Bakalım daha neler göreceğiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.